Cinlilerin eskiden kendi irkindan olmayanlara hortlak dedigini.
Ebeveynlerin ileride cinceyi daha kolay ogrenebilmeleri icin bebeklerinin kulagina surekli cince heceler fisildadiklarini.
Guney bolgedeki Cinli bebeklerin altinin baglanmadigini, bunun icin hemen her sokakta tuvalete tutulmus cocuklar gorebileceginizi. Hatta tuvalet icin lavabolara bile cocuk tutuldugunu.
Cin ilkokullarinin bir kisminda tuvaletlerin kiz-erkek ortak oldugunu.
Sokaklarda yasayan evsizlerin uyumadan once sokak lambasi isiginda kitap okumaya calistiklarini.
Guangzhou’daki parklarin hemen hemen hic birinde bank bulunmadigini.
Cince konusan bir yabanciyi artik yabanci gibi gormediklerini.
Cin vatandaslarinin ana kitadan cikarken ozel izin aldigini.
Guangzhou’da Beko satis magazasi bulundugunu.
Disarisi 40 derece iken tum bina iclerinin buzdolabi gibi sogutuldugunu. Turkiye’nin tersine iceri girerken hirka giyildigini.
Macau Ozerk Bolgesi’nde Turkce hic bir kaynakta yer almayan bir cami oldugunu.
Shenzen’da kopek restorani bulundugunu. Guangzhou’da pazarda yemeklik kurbaga, akrep, kurutulmus kurt gibi urunler oldugunu. Yine Guangzhou’da fare satan restoranlar bulundugunu.
Kurutulmus deniz yildizi, yengec, deniz ati, deniz anasi gibi malzemeler ve bitkilerden olusan sifali caylarin marketlerde satildigini.
Guangzhou’da bir Turk restoraninda bir bardak ayranin yaklasik 8 TL’ye tekabul eden bir fiyati oldugunu.
Evlerin genelinde ocaklarin sadece iki gozu bulundugunu.
Istanbul'da bir semt pazarinda tezgah acmis bu Çinli ablanin adini sormayi unuttuk. Takriben 1 - 5 liralik urunler satan abla Çince konustugumuzda neredeyse kucuk dilini yutuyordu:) O bizi gayet iyi anlasa da Kantonca konustugu icin biz onu pek anlayamadik. Neyseki kirik Turkcesi ile anlasmanin bir yolunu buldu. Tum Çinliler gibi sicak kanli ve guleryuzlu olan ablamiz burada Turklerin huyundan almis olacak ki iki lafin arasinda pahaliliktan sikayet etti.
Arabalarin uzerine yapistirilan Çince cikartmalar ise bir baska ilginclik. Yazilarin buyuk kisminin ise bilinmeden ters yapistirilmasi bizi cok guldurdu. Sanirim yaziyi secenler ne yazdigini kesinlikle bilmiyor. Bir iki aracin uzerinde Xiang Gang'la ilgili bir seyler yaziyordu, biz de tam sokemedik:)
Gelelim Çin yemeklerine; Istanbul'da Çin yemegi diye satilan bir cok yiyecegin Çin'le hic bir baglantisi yok, fiyatlari da cabasi. Bir kere Shui Jiao'ya benzer bir sey denedik, bizim mantidan pek farki olmamasina ragmen ceviz buyuklugunde olan tek bir tanesi 2,5 lira idi. Noodle desen sebzeli kuru makarna, yasemin cayi diye sunulan iceceklerin icinde ne oldugu mechul. Hadi bizim Turkler neyse de ben en cok Turkiye'de ki Çinlilere uzuldum. Biz nasil gittigimiz yerde peynir, zeytin ariyorsak onlarda bir cha mian bulmak ister. Hadi benzerini buldular diyelim, onun fiyatida Çin'de yenilenin en az 10 -15 kati. Turkiye'deki Çinlilere sabir diliyorum.
Bu kadar uzak olmasina ragmen moda da Çin'den etkilenmis. Ozellikle bayan giyiminde Çin izleri acikca goruluyor. Kisin giyilen sort ve cizme ozellikle Guangdong bolgesinde ve Hong Kong'ta gozumuze carparken simdi Istanbullu bayanlar da bu akima uymus. Yanilmiyorsam sort Guangdong'un yerel giysilerinden biri. Tayt - corap ve uzerine giyilen uzun tunikler de Asya ruzgariyla Turkiye'ye gelenlerden. Bayan arkadaslar 38 beden bir giysiye sigmayi beceremezlerse uzulmesinler, denedikleri urun buyuk ihtimalle Çinlilerin 38 bedenidir. Bizim 36'miz onlarda 40 bedene bile tekabul edebiliyor.
Çince ogrenme furyasi ise tum hiziyla devam etmekte. "Okullara Çince dersi konulacak" haberleri ozellikle son bir yildir gundemde olsa da henuz ortalikta "Ni Hao"diye dolanan ogrenci goremedik. Kimbilir, belki o gunlerde gelir.